Pazartesi, Nisan 17, 2006

Şiir Köşesi.

Bir aksam ustu pencerenden bakıyordun Ağır ağır, yollara inen karanlığa. Bana benzeyen biri geçti evinin önünden. Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya.. O gecen ben değildim. Bir gece, yatağında uyuyordun.. Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya. Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan, Ve karanlıklar içindeydi odan... Seni gören ben değildim. Ben çok uzaktaydım o zaman, Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya. Artık beni düşünmeye başladığından Bıraktın kendini aşk içinde yasamaya.. Bunu bilen ben değildim. Bir kitap okuyordun dalgın.. İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı. Genç bir adamı öldürdüler romanda. Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın.. O ölen ben değildim.. ÖZDEMİR ASAF
Şimdilik bu şiiir kalsın dedim. Çok severim Özdemir Asaf'ı ... Nasıl da hissederek yazmış baksanıza..!! İşte Şair..=))
Ve dayanamadım bir tane daha eklemek istedim=))
Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin.
Bu da benden size olsun=))

Cumartesi, Nisan 15, 2006

SON KEZ SENİN İÇİN..!!!


Uykum kaçtı yine bu gece..! Döndüm durdum dar alanda. Kalktım yatağımdan yavaşça.. Öylesine yorulmuşki düşlerim, hayalini bile kuramadım o kara teninin gözlerimi kapadığımda. Dumanı alırken içime sinsice, her ayrıntıyı tekrar diledim tanrımdan.! Hani gözlerin vardı, Kara tenine yakışan kara gözlerin. Kanarmışçasına bakan.. Gözlerime değen zifir gözlerin. Sonra yavaşça ayrıntılar belirdi gökyüzünde.. Parladın gözümde ... Ellerin vardı senin, hani ellerimi kavrayan hiç bırakmayacakmışçasına=)) İlk gün geldi aklıma sonra=)) elimi tutmak için yarattığın bahane.. Sıcaktı ellerin... Ve ısıtyordu bedenimi.. Yüreğin vardı senin, Hani o yüzünğn aynası, taşra yüreğin; Kin gütmeyen, yalansız, halka açık, merhametli ve sevgi dolu yüreğin.. Beni seven, kendinden ayırmayan, yalansız... Ben senin beni sevmeni sevdim biliyormusun.. Bana herkesten farklı bakan gözlerini, Elimi herkesten başka tutan ellerini , Herkesten farklı seven yüreğini, farklı sevmeni.. Ben senin beni sevmeni sevdim.. Ben seni sevdim..
Sonra tüm silüetini gördüm karşımda , aniden beliriverdin yatağımda... Artık her detay sigaramla birlikte içime tekrar tekrar akıyor ve zehirliyordu beni.. Artık heryerdeydin.. Yatağımda, aynamda, rujumda, ellerimde, gözlerimde ,bedenimde, kalbimde.. Ama hayalimde....
Ben senin beni sevmeni sevdim kara gözlüm.. Ben senin sıcak ellerini , kir tutmaz yüreğini sevdim.. Ben seni sevdim.. Şİmdi yalnız soluyorum bu sevdayı. Yalnız dinliyorum şarkılarımızı ve yalnız dumanlıyortum gökyüzünü.. Ve şimdi yalnız seviyorum bu sevdayı.. Sen olsan da olmasan da...!! Yalnız da seveceğim seni..!

Sabah ezanları okunuyor şimdi. Saat 05:14.. Uyuyamadım özlemekten.. Hasretten ısınmadı yatağım. Üşüdüm ..'Aşk' Yalan... Şimdi hiçe saydığım onca yılın hatrına son kez yazıyorum.. Nerde olduğunu biliyorum.. Kimlerle olduğunu da.. Ya da büyük aşkının kocaman bir yalan olduğunu da.. Hatta ne kadar bencil ve hatıralra saygısız olduğunuda...
Son kez yazdım senin için .. Ve sen ömrünce bilmeyeceksin...!!! Şimdi git ..!! Çünkü gönlüm çok rahat, ÇÜNKÜ BEN SENİ HALA SEVİYORUM...!!!
Dedim yaa Aşk koca bir yalan ve en büyük zevkim de bu yalan inanmak..!!!
16 Nisan 2006

Ahlak..!!!


Günlerin yeni başladığı günlerden bir gün su, ateş ve ahlak birlikte askere gitmişlerdi. Dağlık bir bölgede tatbikata çıkarken, birbirleriyle bir anlaşma yaptılar.
Tatbikat sırasında kaybolursak birbirmizi nasıl bulabileceğimizi kararlaştıralım , dediler.
Ateş, kendisinin nasıl bulunabileceğini şöyle bildirdi:
Nerede bir duman görürseniz, oraya yönelin, dedi.Bilinki ben dumanı gördüğünüz o yerdeyimdir dedi.

Su da bildirdi kendisinin nasıl bulunabilineceğini:ü
Nerde bir şırıltı duyarsanız,oraya gelin' dedi. Bilinki ben şırıltı sesi duyduğunuz o yerdeyimdir...'
Ahlak ise bu konuda arkadaşlarına yardımcı olamadı, onlara bir ders vermekle yetindi..:
'Beni kaybederseniz, boşuna aramayın'dedi. Çünkü bir kez kaybederseniz,bilinki bir daha bulamazsınız beni..!!!

Gurur...!!


sevenler günahını bu dünyada yaşarmış ya! ölmek tek çare! kıyılara vurduğunda bir umarsız kader, ben günahımı yaşıyorum sende! sensiz geçen yılları yok saymışım ya! korkuyorum!daha ölüm yok serde! bi kere daha şahidim olsun ki, deniz yıldızlar ve gökyüzü! dönmeyeceğim! gururum yemin olsun sevdiğime!

Cuma, Nisan 14, 2006

Kardeşim ve onun gibi olanlar için=))



Zihinsel ve Bedensel Engelli bir bireye sahip olan ve bundan utanan insanlar için örnek olsun...
19 yaşında Zihinsel Engelli bir çocuk ablasıyım. Çoğu sosyal ihtiyacını ben ve ailem karşılamakta.. İnanın böyle bir bireyin sorumluluğunu taşımak çok zor. Aileler parçalanabiliyor bu yüsden, ailenin diğer çocukları fasla ilgiyi kıskanıp ilgiyi başka yerlerde arayabiliyorlar. En kötüsü de ne biliyormusunuz; Böyle bir çocuğu, bakıma muhtaç ömrünce bebek kalmaya mahkum kalmış, ailesine ömrünce muhtaç bir çocuğu sokaklara atabiliyorlar, ya da evlerinin kömürlüğünde zincirle bağlayıp önüne bir kap yemek koyarak ölmesini de beklebiliuorlar.. İnanın buna; Kardeşimin okulunda bunlara şahit oldum.. Kaldıki daha kötüleri bile yaşanıyor.
Bu konuda çok fasla eksiği bulunan bir devlet var karşımızda.. Yani bu insanların yine biz, yine siz.. Yani İnsanlarımızdan başka koruyacak kimseleri yok.. Devlet ne sağlık güvencelerini veriyor, ne de hayatlarını tek başlarına devam ettirmek zorunda kaldıklarında onlara kalacak bir yer veriyor...

Tek bir ricam var sizlerden.. Onları sevmekten çekinmeyin. Onlara dokunmaktan, sokakta gördüğünüz özürlü bir vatandaşa selam vermekten ya da gülümsemeketen.. İnanın o kadar dışlanıyorlarki.. Bunu yaşayan biri olarak özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. Kardeşim hasta olduğu için benimle arkadaşlıklarını kesmişlerdi bir kesim yaratık( özürdilerim) . Umarım siz bunlardan biri değilsinizdir..
Paylaşmak istedim=))

Böyle güzel bir kardeşe sahip olduğum için çok mutluyum.. Allahtan tek bir duam var.. İkimiz de aynı anda ölelim..=)) Sen benim arkama kalma.. Ama benden önce de sakın gitme dayanamam.. Seni çok seviyorum güzel kızım benim..

KENDİNE İYİ BAK.....


“Kendine iyi bak” bir "veda" değil "elveda" cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde... "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“
“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”
"Kendine iyi bak. Aramızda geçen herşeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle başbaşa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum."
"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalıyıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine İyi Bak” gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar…
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine İyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.
"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet. Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın… Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, "kendine iyi bak" derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diyeunutulmayan nağmeler.
Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri için, "kendine iyi bak" derler. "Kırıldım ve affedemiyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. "Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler.
"Kendine iyi bak" bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. "Kendine iyi bak" deme bana. Nokta koyma.
Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke ben de affedebilsem… Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak herşeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum? Savaşsak, aramıza giren şeytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? Sahiden..., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı?……….
Peki o zaman... Senin istediğin gibi olsun... Öyleyse...Sen de "Kendine İyi Bak."
"Kendine Iyi Bak" derler, kurşunu kafana sıkıp giderler.